Shimatta dediğin her an.. O değil ben hala arkadaki resime karar veremedim öle saçma saçma duruyo. Bi ilham geleydi, iyiydi..
anime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2014 Cuma

Berserk - Anime Çılgınlığı


Son derece saçma,  konusuz, anlamsız, zaman kaybı, gereksiz vs vs.

Yani söylenecek ne kadar kötü şey varsa bu animeye söleyebilirim. Bu kadar salakça bir anime izlememiştim.

Tavsiyem : İZLEMEYİN.

Şimdilik size olayı özet geçeyim anlarsınız zaten.

Berserk - Griffith, Guts, Caska
Bu anime 25 bölümden oluşuyor, kısa diye izleyeyim bari dedim. Lakin ilk 5 bölümü izledim anlamsız anlamsız kah orda kah burda dövüşülüyor. Hayır dövüş sahneleri de heyecanlı değil, merak uyandırmıyor. Sadece öylece izliyorsunuz. Nasıl bunu yayınlamışlar anlam veremiyorum. Tam anlamıyla ZAMAN KAYBI.
Son 3 bölümde ne oluyo, ne bitiyo anlamıyosunuz zaten. Çünkü çok anlamsız. Ee noldu şimdi, yani ee ne yani. Hep modumuz bu.  

Griffith-Caska-Guts(Arkadaki Behelit,Kralın yumurtası)
Dediğim gibi 22 bölüm orda burda savaşıyorlar. Son 3 bölümde ne olduğunu anlamadığınız saçma olaylar oluyor.

Ana karakterlerimiz Griffith, Guts ve Casca.

Griffith, Şahin Takımının (Taka no  Dan) lideri. Bu adam savaşta kimseye yenilmiyor. Boynunda saçma bir kolyesi var, adı da “Behelit” yani Kralın yumurtası.  Sonracıma bu Şahinler Takımı günlerden bir gün, güçlü bir savaşçı olan Guts ile tanışıyorlar. Guts ile Griffith dövüşüyorlar. Eğer dövüşü Griffith kazanırsa, Guts Şahinler Takımı’nın bir parçası olacak. Eğer Guts kazanırsa, yoluna devam edecek. Neyse efendim bu dövüşü Griffith kazanıyor ve Guts takımın bir üyesi oluyor. Çeşitli görevler için savaşıyorlar.


Sonra bir gün, yaklaşık 20. bölümlere doğru Guts takımdan ayrılmak istiyor. Griffith de onu yolda gitmek üzereyken buluyor ve diyor ki; sana başta söyledim, sen benimsin, ölümüne yaşamına ben karar veririm, gitmek istiyorsan yine dövüşmeliyiz. Ve çekiyor kılıcını. Bu seferki dövüşü Gutts kazanıyor ve  çekip gidiyor.

Guts
Griffith’in de hayali kendi krallığını kurmak. Bu amacına da en kolay ulaşma yolu da Midland’in  Prensesi Charlotte ile evlenmek. Guts’ın çekip gitmesine içlenen Griffith, Prenses Charlotte’un odasının penceresine gidiyor ve onu içeri almasını istiyor. Prenses Charlotte ve Midland’deki çoğu kız Griffith’e aşık durumda zaten. Prenses Griffith’i içeriye alıyor ve Griffith onu baştan çıkarıyor, beraber oluyorlar. Bu durumu kapının anahtar deliğinden gören kraliyet hizmetlisi, gerekli merciilere durumu sölüyor.  Yetkili abiler sabah olunca, Griffith girdiği pencereden çıkınca onu yakalıyorlar. Savunmasız olan Griffith de teslim oluyor tabi.
Bu sırada Guts’ın yanında durduğu kılıç bileyen abimize, saraydan bir görevli gelip ‘En iyi kılıçları yapmanı istiyorum, kaçak bir orduyu dağıtmamız lazım’ gibisinden sözler sölüyor. Böylece Guts ayrıldığı takımın zor durumda olduğunu öğreniyor ve onların  yardımına geri dönüyor.

Caska ile Guts, Griffith’i kurtarma planları yaparken birbirlerinden hoşlandıklarını farkediyorlar. Bi elektriklenme oluyor o sıralarda. Şimdi bunun ne önemi var denilebilir amma velakin Griffith bunu farkedince kıskanıyor. Bundan ötürü bahsettim.
Caska
Ayrıca da Caska’nın Şahinler Takımı’na girmesi Griffith sayesinde oluyor. Küçükken ailesi çok zengin olmadığı için bir aristokrata veriyorlar Caska’yı.  Yolda giderken de adi aristokrat Caska’ya tecavüz etmeye çalışıyor. İşte bu sırada Griffith Caska’yı kurtarıyor. Bundan ötürü Caska’nın Griffith’e bir düşkünlüğü var.
Neyse efendim zar zor dağılmaktan kurtulmuş olan Şahinler Takımı, Caska’nın liderliğinde Griffith’i kurtarmaya planları yapıyor. Guts da gelince saraya Griffith’i kurtarmaya gidiyorlar.

Griffith’i bulduklarında ise kollarındaki ve bacaklarındaki tendonlarının, konuşamaması için dilinin kesilmiş olduğunu, ona işkence edildiğini görüyorlar. Buna rağmen onu kurtarıp saraydan çıkıyorlar.
Griffith ve Prenses Charlotte

Kurtarıldıktan bir süre geçtikten sonra, Griffith’in küçüklük hayallerine dönüyoruz. Küçükken bir saraya ulaşmaya çalışan Griffith’in, saraya ulaşması için insanları öldürmesi ve onları üst üste yığması gerektiğini öğreniyoruz. Kralın yumurtası “Behelit”, bu işe yarıyormuş. Griffith söleyince de orda bulunan insanları yaratıklar kurban ederek öldürüyorlar. Şahinler Takımı’nın üyeleri bir bir öldürülüyor.

Ama Griffith zekisinin isteği üzerine, Caska sadece çıplak bir şekilde soyuluyor. Guts ile aralarındaki ilişkiyi kıskanan Griffith, Guts’ın gözü önünde Caska’ya tecavüz ediyor. Kusura bakmayın ama amk nası bi anime lan bu.
Griffith Kralın yumurtasını harekete geçirirken, sonrası kan gölü zaten

İşte o sırada da Guts’ın sağ gözü yaratık tarafından oyuluyor. Bir yaratık da onu kolundan tutuyor ama o kolunu kesmeye falan çalışıyo Caska’yı kurtarmak için.

Sonra animenin sonunda görüyoruz ki; Guts oradan kurtulmayı başarmış, bir gözü kapalı. Ne hikmetse kolu yeniden çıkmış heralde, gözü dışında sakatlanmışlığı yok.

Böyle salak bir anime.
İzlemeyin, göreceklerinizin hepsini anlattım zaten :d

Daha iyi animelerde görüşmek üzere:D


16 Temmuz 2014 Çarşamba

Ao no Exorcist - Anime Çılgınlığı

Satan no ko da! Okumura Rin !

Ao no Exorcist(The Blue Exorcist-青の祓魔師), 2011 çıkışlı Kazue Kato tarafından yazılmış çizilmiş bir animemiz. Her ne kadar 2011 çıkışlı olsa da şuan sadece 1 sezonu yayınlanmış bulunmakta. 3 senede 1 sezon mu çıkardın japon kardeş :(. Son derece akıcı bir anime olup, ilk sezonu bitirdikten sonra “Ee 2.si nerde bunun” sorusunu getiriyor akıllara. Lakin henüz yayımlanmış değil, bekliyoruz, her neyse.
Ao no Exorcist

Exorcistlerin Dövüş Stilleri
Öncelikle nedir bu exorcist derseniz; exorcist demek şeytanları yok eden insanlar demek. Onlarla savaşıp onları assiah tan kovan insanlardır. Bunların rütbeleri ve değişik dövüş stilleri vardır. Bu dövüş stillerine göre şeytanları avlarlar. Dövüş stillerine göre duacı, şövalye, terbiyeciler, silahşörler ve şifacılar vardır. Duacılar, şeytanın türüne göre incilden uygun cümleler okuyarak onları yenerler. Şövalyeler, kılıç gibi keskin araçları kullanır. Terbiyeciler, kendilerine göre daha zayıf olan şeytanları çağırarak savaşırlar. Silahşörler de içinde özel mermisi bulunan tabanca kullanırlar. Şifacılar ise çeşitli bitki ve ilaçları kullanarak dövüşürler.


Exorcistlerin Rütbeleri

Gelelim animeye, bu animemizin konusu iblisler. Anime olunca tabi iblislerdir, perilerdir, doğa üstü olaylar normal kaçıyor. Burda 2 dünyadan bahsediliyor. Birincisi bizim dünyamız “Assiah”, ikincisi de iblislerin bulunduğu “Gehenna”. Bu iki dünyanın denge açısından birbiriyle bir bağlantısı yok. Sadece geçiş kapıları var ve bu kapılar da öyle kolay açılmıyor. Şeytanlar ruhların içine girerek bir şekilde assiah a ulaşmaya çalışıyorlar. Lakin insanların çoğu da şeytanın gücünü kaldırabilecek kadar güçlü değil. Ama şeytan durur mu, sürekli assiah ta kalabilmek için kendisine beden arıyor. Bedenden bedene geçerken insanlar ölüyor, şeytan her seferinde içine girebileceği bir beden bulamıyor. İşte bu noktada güçlü insanlar ön plana çıkıyor. Peki şeytanın gücünü barındırabilecek güçlü insanlar kimler? 1-Bünyesi kaldıran insanlar olabilir. 2- Exorcistlerden güçlü olup da bileğinin hakkıyla en üst dereceyi, yani “Paladin” ünvanını almış kişiler.





Hikayemiz, Okumura Rin adlı esas oğlanın yaramaz bir çocuk olup, hiç bir işte tutunamamasıyla başlıyor. Ama bence haksız da sayılmaz. Misal dövülen bir çocuk görüyor, ona yardım etmeye gidiyor ve orda kavga ediyor. Yani özünde iyi biri :D.
Sonra günlerden bir gün, diğer insanların görmediği değişik varlıklar görmeye başlıyor. İşte o gün olaylar başlıyor ve o zamana kadar hiç bir şeyden haberi olmayan Rin, gerçek kimliğini öğreniyor.
Bu arada Rin ile Yukio’nun annesi de şeytanın gücünü barındırabilecek bir vücuda sahiptir. Bu kısmı biraz saçma olsa da, akıcı bir animedir, severek izledik efem.

Neyse, gerisini de izleyin artık. :D

Şööyle bir karakterlere göz atalım;

Okumura Rin: Kendisi hikayemizin esas oğlanı olup, şeytanın çocuğudur (Satan no ko). Şeytanın çocuğu olduğu Vatikandan saklanmaktadır. Kendi güçlerinin farkına varması, mavi ateşinin mühürlendiği kılıcı çekmesiyle etkinleşecektir.  Kuyruğu vardır bide :D
Okumura Rin


Okumura Yukio: Rin’in kardeşi olup, şeytanın güçsüz çocuğu olduğu için, mavi ateşi yoktur. Kendisi küçük yaşlarda exorcist eğitimine başlamış olsa da, kardeşi Rin’in bundan haberi yoktur. Hikayenin sonlarına doğru saçma saçma işler yapıp, hakketmediği halde paladin ünvanı almış olsa da, ünvanını acı bir şekilde kaybedecektir. Sonlarda yaptığı salaklıklar yüzünden kendisini tasvip etmediğim kişidir.
Okumura Yukio

Shiro Fujimoto: Rin ve Yukio’nun babasıdır. Bir kilisede rahiplik göreviyle meşguldür. Şeytanın gücünü taşıyabilecek kapasitede olup, ona karşı çıkmıştır. Kimseye çaktırmasa da exorcistler arasında saygın bir yeri olup, paladin olarak kendini ispat etmiş bir abimizdir, büyüğümüzdür. Kendisini saygı ve rahmetle anıyoruz.


Shiro Fujimoto

Mephisto Pheles: Fujimoto abimizin güvendiği bir kişidir. Özünde şeytandır. Ama iyi bir şeytan olup vatikanla iş birliği yapmaktadır. True Cross Academy’nin başındaki kişidir. True Cross Academy’de exorcist olmak isteyen kişilere eğitim verilmektedir.
Mephisto Pheles

Shura Kirigakure: Kendisi göğsüyle değil, exorcist başarılarıyla söz edilmek isteyen bir kimsedir desek yalan olur. Bikiniyle dolaşmaktadır. Ama exorcist olarak da başarıları vardır. İyi bir şövalyedir. Kılıcına sağlık ablacım, iyi dövüşüyon lafımız yok. :D Fujimoto’nun öğrencisidir. Fujimoto abimiz, Shura’dan Rin’i eğitmesini istemiştir. Önceleri kabul etmeyip trip atsa da, sonradan bunu kabul edip Rin’e kılıç kullanmayı öğrenmeyi kendi istemiştir.
Shura Kirigakure


Karakterler olarak bu kadarı şimdilik yeter diye düşünmekteyim.

---Spoiler---
Büyük bir spoiler verecek değilim. Ama hikayeyle ilgili şunu söylemek istiyorum. Rin ile Yukio’nun annelerinin hikayesi son derece saçma. Neymiş efendim, iblislerle insanlar normal geçinceklermiş onları sevmeyi öğrencekmişiz, iblisi kendi vücudunda barındırıp eğleniyomuş falan da filan. Saçmaydı kardeş. :D
---Spoiler---

Sonuç olarak şeytanlı güzel bir animedir. Animeseverlerin izlemesi gerekir diye düşünmekteyim.


İkinci sezonu çıksa da izlesek değil mi :( 

9 Şubat 2011 Çarşamba

Anime Çılgınlığı 3 - Bleach

   Veee vee vee Bleach !!
Bleach - ブリーチ 

   Mangasından sonra yayınlanan animeler arasında yine.Zaten animesi mangasını geçen bir animeyi izlemeyin, çok saçmalıyorlar, animeden soğuyorsunuz. Mangasını geçince olmuyor işte,izlemeyin, eğer öyle bi animeye denk gelirseniz hak vericeksiniz bana. Neyse efendim; Bleach mangasına 2001 Ağustos tarihinde başladı, televizyonda yayınlanması da 2006 yılında oldu. Tite Kubo adlı abimiz efsane olacak bir animeyi çeşitli nedenlerden ötürü batırsa da ( onu da anlatıcam, veyt for it ), severek izlediğim, bırakamadığım, hatta favori animemdir diyebiliriz.

   Animemizin konusu ise şöyle: Baş karakterimiz turuncu saçlı Kurosaki İchigo, ruhları görme özelliğine sahip. Şimdi anime zaten supernatural bi özelliğe sahip olduğu için " ööle iş mi olur yeaa" demeyin. Shinigami(Death God) ve hollow gibi ruh gücü olan kavramları görebiliyor. Shinigamiler yaşayan canlıların dünyasında(yani bildiğiniz dünya, ama animede world of living things olarak geçtiği için öyle yazdım) ortaya çıkan hollowları ortadan kaldırmakla yükümlüler. Bu görev için Soul Society( shinigamilerin kaldığı dünya) de 6.takım üyesi Kuchiki Rukia'yı görevlendiriyor.
   Derken günlerden bir gün; bizim İchigo Rukia'yı hollowlardan biriyle dövüşürken görüyor. Rukia hollowla başa çıkamayacak duruma gelince, İchigo'ya "Aileni kurtarmak istiyor musun?" diye soruyor. İchigo da zaten animenin başından beri sürekli birilerini kurtarma çabası içinde. Tabiki hemen atlıyor ve evet diye cevap veriyor. Rukia zanpaktou sunu (shinigamilerin katanasına zanpaktou denir) İchigo'nun içine saplıyor. Vee bi bakıyoruz ki, bizim dünkü paspal İchigo shinigami kıyafeti içinde elinde kocaman zanpaktou ile hollowla dövüşüyor ve yeniyor.
   Bu da İchigo'nun shinigami oluşunun hikayesidir işte.
Bleach - ブリーチ 
   Tamam iyi hoş, İchigo shinigami oldu amma, soul societyimizde Rukia'nın güçlerini geçici olarak İchigo'ya aktarıyor olması caiz değilmiş meğersem. Böyle olunca da Rukia'yı soul society e geri götürmek için Kuchiki Byakuya(6.takım kaptanı) ve yardımcısı Abarai Renji yaşayan canlıların dünyasına gidiyorlar. Rukia'yı geri götürürken İchigo onun idam edileceğini öğreniyor ve birden gaza gelip Byakuya taichoya(taicho, kaptan demek) karşı zanpaktousunu çıkarıyor ama Byakuya, İchigo gibi tecrübesiz bir geçici shinigamiyi anında yere indiriyor. İchigo da öle ağzı açık kalıyor animede. Byakuya'nın kendisine hangi ara saldırdığını bile anlayamıyor.
   Bizim herkesi kurtarmaya meraklı İchigo, Rukia soul society e götürüldükten sonra kendisini suçlu gibi hissediyor ve Rukia'yı kurtarmak için soul society e gitmeye karar veriyor.
   Bundan sonrasını anlatmayı düşünmüyorum,zaten 400+ bölümü olan animenin hepsini anlatırsam pek hoş olmaz. Zaten izlemek isteyen çıkarsa heycanını da kaçırmak istemem. Çünkü İchigo soul society e gidince Madarame İkkaku,Kuchiki Byakuya ve Zaraki Kenpachi gibi isimlere karşı dövüşüyor. Ekşın var yani animede, bi sonraki bölümde ne olcak diye bekliyosunuz. Severek izlediğim bölümlerdir, şiddetle tavsiye etmekteyim. Bi daha olsa tekrar izlerim.

   Yalnıız, buraya dikkat! Sizi Bleach'ten soğutmaya çalışan arkadaşlarınız çıkabilir, ama onlara tenezzül etmeyin piliiiz. Hatta arkadaşlığınızı kesin onlarla(yok o kadar da değil zuhaho).Onları da anlıyorum ancak, bikaç neden yüzünden Bleach gibi bi animeyi izlememek yanlış olur.
   Şimdii Bleach'ten soğutan nedenleri açıklıyorum o yea:
   1- Bikere Bleach'i izlemekten soğutan başlıca neden filler ların (ana konuyla tamamen ilişkili olmayan,bölüm doldurmak için yapılan bölümler) çok uzun bölümlerinin olması. Örnek veriyorum ; Bounto ların İchigo ile karşılaşması, Prenses Lurichiyo-sama' nın kurtarılması.Bounto ların hikayesi yaklaşık bi 50-60 bölüm sürdü, e insaf be Tite Kubo amcacım. Lurichiyo'nun kurtarılması 20 bölüm vardı, o bölümlerde de pek bi ekşın yoktu zaten.
İchigo'nun hollow maskeli hali
   E şimdi bu animeyi her hafta 1 bölüm izleyen vatandaş, gelecek hafta ne olacak, Bleach bu sefer kesin bomba gibi bi bölümle dönücek diye düşünürken ne buluyo? Bi bakıyo ki filler var, halaa Bounto larla uğraşıyolar. Haliyle insanın hevesi kaçıyor olabilir. Hadi bountolarla dövüşürlerken bi ekşın vardı anlarım; ama Lurichiyo'nun kurtarılamya çalışılması nasıl manasız saçma bir filler dır ? Ya Aizen-sama( soul society'i kazık atan shinigami) ile dövüş sahnelerini beklemişim, sabahtan akşama kadar Bleach izliyorum ki o bölümler gelsin. Heycanlıyım yani. Ben o dövüş sahnesi için beklerken bi de ne görüyorum ?!? Araya Lurichiyo denen ilkokul bebesi yaşındaki kızı, japon shinigami aşiretinin içindeki alaverelerden kurtarmaya çalışıyolar. Tam bir hayal kırıklığı yaşadım o bölümlerde böhü:(.
   2- Bleach'teki inanılmaz kronoloji hatası. Yahu, adamlar kılıçlarını çekmiş, kimin ölüp kimin kalacağı belli değil, insanlar bunu merak ediyo. Ama sen napıyosun? Gidiyosun dövüş sonrası olduğunu anlayabileceğimiz bölümü yapıştırıyosun. Tamam, yani hemen hemen ana kahramanın ölmeyeceğini çakıyosun da, niye hemen o bölümlere geçiyosun.Nedeeeeğğn ?!?!

   Ahh Bleach aah.. Efsane olucaktın o asıl senaryonla da işte ..
   Ara ara saçmalıyosun, öyle güzel bi animeye o saçmalıklar yakışmıyo, göze batıyor direk yani.    

   Neyse; bikaç karakterlerin kendimce bi değerlendirmesini yapmak istiyorum ayrıyetten.

İchigo Bankai 
   Öncelikle esas oğlan Kurasaki İchigo'dan bahsedeyim. Bu zibidinin insanları kurtarmakla ilgili ciddi problemleri var bence. Dövüşlerde hep gaza gelmek için mutlaka aklına birilerini kurtarma fikri geliyor. Örnek olaraktan; " Rukia'yı kurtarmalıyım.", " Orihime'yi kurtarmalıyım.", " Karakura şehrini kurtarmalıyım.". Çocuk böyle gaza gelerek günün sonunda galip gelen isim olmayı başarıyor, tebrik ediyorum kendisini.
   Birde İchigo'nun yeteneklerinin gelişme hızı gözden kaçıcak gibi değil. Shinigamilerin öncelikle zanpaktou larının ilk salınım aşaması (shikai), birde ikinci salınım aşaması (bankai) vardır. Bankai aşamasında shinigami en yüksek gücüyle dövüşür ve normal zanpaktosundan farklı bir görünümü vardır. Bizim bu İchigo'nun bankai aşamasına erişmek için uğraştığı sahneleri heycanlı heycanlı gösterdiler; sonra da bankai aşamasını şatafatlı bişey beklerken, bide baktık ince bi kılıç -şok etkisi-. İchigo da bankai aşamasını görünce bi şaşırıyo ama sonradan özelliğini anladık kii, ilk bakışta kıymetini bilememişiz meğersem. Bankai konumundayken rakibine göre çok daha hızlı hareket etme özelliğine sahip oluyor ve bankai sız haline göre "Getsuga tensho" ları (getsuga tensho İchigo'nun zanpaktou sunun saldırısının adı) daha güçlü oluyor.
   Bu sırada İchigo'nun içinde ne alakaysa hollowsu bi oluşum var. Ne zaman İchigo ölcek gibi olsa, bu hollow onun yerine geçip çılgınlarcasına karşıdakine saldırıyor. İçindeki hollow u bilen İchigo'da ilerleyen bölümlerde görüleceği üzere Hirako Shinjii ile karşılaşıp, bu hollow u kontrol etmeyi öğreniyor. Eğer İchigo'yu yüzünde maske ile görürseniz ondandır. Maskeli halinin de başka bi havası var bence.


   İkinci isim -aslında kalbimdeki yeri birinci olan- İchimaru Gin. Canım benim ya, onun olduğu bölümleri daha da bi seviyorum. İchimaru gin <3. Evet İchimaru'nun gerçek hayatta olanından varsa istiyorum bi tane. Şimdi bu Gin nası bi karakter derseniz, resimde de görüleceği üzere lila saçlı, gözlerini pek göremediğimiz ama sürekli gülen, ağzı kulalarında, kavga ederken bile şaka yapıp dalga geçen bi tipleme.
   -spoiler-
 Rukia idam edilmek için götürülürken İchimaru ile karşılaşır, diyologun içeriği şöyledir ki:
  İ: Seni ve arkadaşların kurtarabilirim.
  R: Gerçekten mi ?
  İ: Şakaaa .... :D
  (Ve R ölece ağzı açık mal gibi kalır. asldkjflaskdmflsamdflk :D )
   -spoiler-
   Evet görüldüğü üzere Gin<3 çok şakacı bi insan. Canım benüm.
   Ayrıyetten Aizen-sama ile soul society i terketmiş bi insan. Aizen-sama nın sağ kolu gibi bişey. Ama yine ilerleyen bölümlerde görüleceği gibi, Aizen'i en sonunda kılıcıyla haklama girişimlerinde bulunuyor.( 307. bölümde ağzınız açık izleyebilirsiniz.) Ve görülüyor ki, İchimaru Gin, tam bir cin. Resmen çakal. Dedim İchimaru böle bi çakallık bekliyodum ama izlerken resmen oha falan oldum yani (evet iğrencim :D). Bi baktık İchimaru yıllardır milleti zanpaktosunun içeriği konusunda kandırmış. Vay canısınaa dedim.

   Ayrıca animede İchimaru'nun gözlerini birkaç defa görme şansına sahibiz. Animenin başında bi ara gözlerini çok az açık görmüştük sanırım(başı dediğim yaklaşık 30 lar sanırım ama 400+ bölüme göre başında sayılır). Şunu farkettim kii, o sahnedeki gözler kahverengi idi.Artık animede akşam olduğu için, ışığı düşünüp de mi öle çizdiler bilemem. Eğer sonradan göz rengini değiştirdilerse Bleach'teki inanılmaz mantık hatası diyebiliriz. Gerçi değiştirdilerse bile bu hali çok güzeeğl. Yalnız o sahnede bu kadar açık değildi gözü; daha doğrusu 297. bölüm idi gözünü bu şekilde hiç göstermediler.Neyse ben gözlerini gördüm, içimdeki İchimaru sevgisi bi kere daha doldu, taştı. Ağzım açık kaldım, sahneyi bi daha bi daha izledim. Çoğu kişi beğenmese bile ben çok beğendim, aşık oldum hatta. Ve işte o gözler (rengi süper uu beybii :D)
   Şimdi bu altındaki yazıdaki espriyi sanırım anlayabilirsiniz asdfksdfmgşldfgö çoii bence. :D
   Ek olarak tam İchimaru dolu bölümler izleyecekken, benim 308 den sonraki bölümleri bulamamam da beni çileden çıkarmıştır.
   Ağlıcam, böhü:(. Ama o bölümleri bulucam, kararlıyım.


Ulquiorra  Shiffer - Cero
   Üçüncü karakter olaraktan da seni seçiyorum Ulquiorra Shiffer. Bu Ulquiorra animeye girdiği anda hemen gözünün rengi dikkatimi çekmiştir. Benim deyimimle cami yeşili renginde; zaten o rengi severim, dedim çizen insana burdan tebriklerimi yolluyorum, eline sağlık yani. Ulquiorra 4 numaralı bir espada olup( espada hollowların baya baya baya gelişkin ve insana benzemiş hali ) güçlü bi kişilik. Üstelik espada ların silahlarından biri olan "cero" su da yeşil renk. İchigo ile dövüş sahnesininde bence kendisine haksızlık etmişler. Çünkü İchigo bunu yeniyo ama saçma biyerden bağladılar yine. Şöyle ki; Kurosaki İchigo'yu tam göğsünün ortasından geçen cero ile öldürmüşken, Orihime'nin "Kurtar bizi, Kurosaki-kuuun " nidasıyla, içindeki hollow uyanıyor yine, ama bu sefer ne uyanış. Bilinci kapanmış bir şekilde Ulquiorra'ya saldırıyor ve baya da güçlü saldırıları oluyor. Ondan sonra İchigo kendine gelince her ne kadar ben bu şekilde kazanmak istemiyorum diye bağırıp biyerlerini yırtsa da, Ulquiorra o şekilde harcanıp gidiyor.
   Birde bu Ulquiorra'nın iki kere resurrection geçirebilme özelliği var. İlk değişimden itibaren gözünün altındaki siyahlıklardan ötürü biraz emolara benzese de, o karakterin kendine özgü bi havası var, biz öyle kabul ettik, o şekilde sevdik onu. Kalbimizde yaşıyor, rest in peace, kim vurduya gitti resmen.
   Ayrıca Ulquiorra'ya benzemek için yüzümü beyaza boyayıp, gözümün altına yeşil çizgi çekme girişimlerinde bulunabilirim. Cosplay sıtayla o yea.

   Aslında tüm karakterler hakkında söylecek sözüm var ama yazı bayaa bayaa uzayabilir kanımca. O yüzden Bleach yazısı altında bu üçlü olsa yeter. Gaza gelip tüm karakterler için ayrı bir yazı yazarım belki.

   Genel değerlendirme olarak Bleach doğaüstü ögelerin işlendiği, zanpaktouların havada uçuşup sizi acaba kendoya mı gitsem diye düşündürten, yeri geldiğinde komik sahneleri olup güldüren hoş bir anime^^.
   Tabiiki de izlenmesini tavsiye etmekteyim.


   İnternetten izlemek isteyenler için önerebileceğim siteler (bölüm 308 e kadar) :

   http://www.bleachget.com/
   http://www.animekritik.com/

7 Ocak 2011 Cuma

Anime Çılgınlığı 2 - Naruto ve Basilisk

     *Gelelim Naruto ya.. Bu animemizde Naruto Uzumaki adlı gencimizin hayat hikayesini anlatılıyor.Yaramaz afacan bi çocuk kendisi.Mangası beğenilince animesini de yaptılar.İlk sezonunda 220 kadar bölüm var.Hatta bi arkadaşım 5. sezonu izlerken ben 5. bölümde bırakmıştım (napabilirim sarmadı a dostlar). Genel olarak konu şöyle; 20 yıl öncesinden ninja köyümüz Konohagakure''yi kötü adamın biri ( aka Nine-Tailed Demon Fox ) basıyor ve köyü yerle bir ediyor.O zamanın ninja lideri de kendi hayatı pahasına bu demon u henüz minicik her şeyden habersiz Naruto' nun içine mühürlüyor.Gel zaman git zaman Narutocan büyüyor tabi, bu arada da hocası Mizuki parşömen kağıdını (genelde capon kardeşlerimde hep bi scroll kaçırma olayı oluyor; kabile anlaşmaları,gizli bilgiler falan oluyo içinde) Naruto'nun kaçırmasını istiyor,bizim afacan da girişimde bulunuyor tabikii.Parşömenin çalındığını duyunca diğer bir hocası Iruka da onu durdurmak için peşinden gidiyor.Mizuki parşömeni alıp Naruto'yu aradan çıkarmak için hamle de bulunurken Iruka (iyi olan ninja öğretmeni) Naruto'yu korumak için araya giriyor ve iki hoca orda  kapışıyorlar.Naruto o sırada gerçeği anca çakıyor ve iyi öğretmenini korumak için parşömenden okuduğu bir dövüş sanatını (Jutsu) Mizuki hocasına karşı kullanıyor.İşte o sırada farkediyor kii, içinde demon var. Sonrasında da okulda yaşadıkları falan filan derken anime böyle devam ediyor, ben beşinci bölümde bıraktım, izleyen izlesin. (:d)
     Ek olarak bi ara izlemeye devam edeceğm,izlediğim animeler arasında yer alsın diye.Yani çok iğrenç,ööğ bööğ kötü bi anime değil.Ben o sırada Bleach 'e daha çok sardığım için Naruto sarmamıştı o yüzden.
  
              
     *Basilisk 'i belki Mtv Anime Kuşağı 'ndan hatırlayanlar çıkabilir. Kısa bir anime,24 bölümden oluşuyor. Aşk, ihtiras, ihanet, kabileler, anlaşmalar, scroll kaçırmalar; kısacası animenin Dallas'ı (:p). İki kabilemiz Kouga ve Iga aslında eskiden beri gelen düşmanlar ancak aralarında anlaşma var diye birbirlerine karşı saldıramıyorlar. En sonunda Ieyasu adlı kabile büyüğümüzün taraf almasıyla yemişiz anlaşmayı deyip bozuyorlar. İki kabile en iyi ninjalarını savaşmak için gönderiyor. Bu sırada biri Kouga'dan biri Iga'dan kabilesinden olan genç aşıklarımız da var. Gennosukesama bizim saf kızı arada kullanıyor, hatta kabileden birinin ölümüne sebep oluyor ama kız hala Gennesukesama diye ağlıyor falan. Ayrıca çok fantastik ninjaları var. Örnek vericek olursak, hemen anime iki ninja arasındaki kavgayla başlıyor. Biri örümcek gibi bişey, ağzından çıkardığı ipimsi maddeyle diğer ninjayı taşa sarıyor. Başka bi ilginçlik muhteşem derece kıl yumağı olan,saçları 81589182 metre olan ninjamız. Saçıyla dövüşüyor nasıl bir yetenekse artık. Ayrıca elleri ve ayakları olmadan tazı gibi gövdesinin üstünde koşabilen bi ninjamız da mevcut. Gövdesinin altında garip çıkıntılar var.Sadece gövdeden oluşmasına rağmen, dili de çok uzun,hem de baya baya uzun. Gövdesine sakladığı kılıcı diliyle çıkarma kabiliyetine de sahip, hay maşşallah dedim izlerken. Yetmiyor bide insanlara dokunarak tüm kanlarını emen, onları kurutan bi kızımız var.Bunların arasında en normali ellerini birleştirip bişeyler mırıldanarak kelebeklerinin sayesinde insanlara zarar veren ablamız kalıyor. Hepsi olmazsa olmaz  ağaçtan ağaca atlama özelliğine sahip. Buda öyle bir animedir işte.
     Kısa bir anime olduğu için bi günde bile bitirilebilir. İzlediğiniz animeler arasında yer alması anime yelpazenizi geliştirir, dolayısiyle izleyin gitsin derim.
     Önerilen site yine animefreak.com dur. Başka yerlerden de izlenilebilir fakat bugüne kadar sorun yaşamadım, bu yüzden öneriyorum.

     Birde önemli bir nokta; izlerken ingilizce altyazı şeklinde izlenmesi tabiki daha hoş olur fakat bazı savaş terimleri anlaşılırlığı azaltabilir. Bu gibi durumlarda Türkçe altyazılı izlenilirse animeden soğumamış olursunuz. Ama kesinlikle Türkçe veya İngilizce seslendirilmiş halini izlemeyin; yazıktır günahtır, animeyi harcamayın.

     Son olarak ; itiraf.com : benim anlamadığım yerler olmuştu :(

2 Ocak 2011 Pazar

Anime Çılgınlığı 1 - Death Note

   Anime izleyen arkadaşlarınız vardır belki, yanınızda animelerden bahsederler, ordaki kahramanları eleştirirler,japon kültüründen bişeyler öğrenirler falan..İşte benim lisede böyle bikaç arkadaşım vardı, hala da görüşürüz onlarla, anime kritiği yaparız arada falan.Neyse işte, bende japoncaya olan merakımdan gelen bir şevkle, önce okuldaki japonca kursuna gittim, ilk kur bitti ama malesef ki ikinci kuru okulda vermiyodu topluluk (Türk-Japon İletişim Topluluğu), öyle birinci kurda kaldım.Tömer e falan gidecektim amma velakin dediler ki  japoncayı ne yapacaksın ilerde işine mi yarayacak,zaten zor dil, onu öğrenene kadar başka bir dil öğren zaman kaybı olmasın carttır curttur.. Japonca öğrenme isteğimi kırdılar işte.Gerçi hala öğrenmek istiyorum ama daha da ilerleyemedim. İlk kurda öle kaldım, hiragana biliyorum sadece. :(
   "Yeaa altı üstü bi çizgi film amma uzattılar ha" gibisinden düşünebilirsiniz ama eğer izleyip de animeleri severseniz,biraz bağımlı olabiliyosunuz ve gerçekten de bu etkileri yaratıyo animeler.
   Ben de öyle bir animeye bakayım neymiş ne değilmiş efendim dedim, izledim ve animeleri benimsedim kanımca.Fantastik olaylar konular oluyo, izlerken bi sonraki bölümde ne olucak diye meraklanıyorum, japonca yeni bi iki kelime öğreniyorum,animeci bi insan oldum çıktım.^_^
   Ayrıca ^_^ bu ifadeyi de severek kullanıyorum, çok şeker yeaa.
   Şimdi de bikaç anime kritiği yapma zamanı , hiıır vii goo !


İlk izlediğim animeden başlayalım "Death Note"  (  デスノート,  Desu  Nöto )
デスノート (death note)
   Genel olarak animecilerin ilk 10 listesine giren bi anime, dedim hadi animeye iyi bir adım olsun izleyeyim şunu.İyki de izlemişim,ilk izlenimim pozitif oldu halen de anime izlemekteyim.Beğenmediğim animeler de var tabiki ama animesever bi insanım sonuç olarak.
   Tabiki animeler mangalardan geliyor,Death Note'un mangası da aralık 2003 te yayınlanmış yanılmıyorsam, sonra tutulunca hadi bunu anime yapalım demişler(2006 da tv yayını), çok da iyi olmuş çok da iyi güzel olmuş.37 bölümden oluşuyor, diğer animelere göre daha kısa sürüyor(+280 bölüm görmüş bleach var misal). Kısa, az ve öz bir anime yani.
  Konusuna gelince, bizim pırlanta gibi parlayan başarılı, akıllı öğrencimiz lise son sınıfta okumakta ve hayattan sıkılmış durumda."Yenilik yok bişey yok sıkıldım hayattan shimattaa , bu ne anasını satiym hergün suçlular etrafta cirit atıyo, hiçkimse de buna bi dur demiyor, nerde bu devlet, batsın bu dünya.." diye isyanlarda.Sonra da günlerden bi gün okulunda usluca dersini dinlerken pencereye bir göz gezdiriyor ve yerde bi defter görüyor.Bir 'shinigami'nin onu bilerek birileri bulsun diye bıraktığından habersiz .Tabiki de tenefüs olunca gidiyor bulduğu deftere göz atıyor, ama o da nesi !!  
L & Yagami Light
" Bu deftere ismi yazılan insan ölecektir " oh may fakin gaaaş diyor ve önce inanmıyor doğal olarak.Neyse böle bi defter bulmuşken alayım yanıma yani belli olmaz ya gerçekse içindeki yazan diyor ve dersine geri dönüyor.O sırada da bulduğu defter hakkında brainstorm yapıyo, doğru mu acaba yoksa biri beni mi kekliyo diye.Sonra evine dönüyor,televizyon izliyor.Anaokulu öğretmenini ve öğrencilerini rehin almış bi adamla ilgili bir haber çıkıyor ve bizim şampiyon yine düşünüyor " Bu lanet olasıca fakin dünyada suç oranı artıyor işte, adelet sistemi cort işte hacı bu ne yea". diye veee hemen bir flaş çakıyor:'Death Note''.Eğer kitap işe yararsa ordaki sivilleri kurtarmış olucak ,adam ölürse de hani zaten kötü adam dünyadan bi pislik yok olucak işte diye düşünüyor.Bu sırada adamın adı haberlerde geçiyor, kalemi eline alıyor , adamın ismini deftere yazıyor.Meraklı bekleyiş başlıyor haliyle tam da " ee hani nerde işe yaramıyomuş" derkeen ; adamın ismini yazdıktan 40 sn sonra adam kalp krizi geçirip ölüyor.
  Defterin işe yaradığını görünce,"madem kimse bişey yapmıyor en azından ben suçluları yok edeyim dünya barışı, çiçekler,böcekler,kuşlar.." diyerekten suçluların isimlerini bu deftere yazmaya başlar.Sonra birkaç olay da bu şekilde gelişince(kalp krizinden ani ölüm) polis şüphelenmeye başlar ve bu görev için en yetenekli dedektifi "L" i görevlendirir.Yagami nin babası da bu soruşturma içinde görev alınca Yagami nin her şeyden haberi olur.L i kandırmanın zor olduğunun bilincinde olarak daha dikkatli davranır.
  
Raito(yagami light) & Ryuuku
  Birde unutmadan bizim shinigamiden bahsetmezsem olmaz. Shinigami(ölüm meleği gibi bi çevirisi var) olarak elma yemeyi seven bi kahraman adı "Ryuuku". Elma bulamadığı zaman saçma sapan şekillere girer,sadece defterin bir parçasına elleyen bir insan onu görebilir.Ayrıca Death note un kendine ait kuralları vardır, "her bölümde bir yeni kural" tadında gösteriyorlar, iyi bir çocuk olup izlerseniz belki Misa misa-chan i bile görebilirsiniz. :D  
  Olaylar bu şekilde akıcı olarak ilerliyor, animeye başlamak için idealdir ancak daha sonrasında death note gibi bi anime karşınıza çıkmazsa da üzülmeyin, iyileri de var çünkü.

  Tabi animeyi izlerken bi taraf tutmaya başlıyo insan.Ben olsam elime o defter geçse ne yapardım? Yagami'nin yaptığı doğru mu , ne kadar etik ? İzleyen arkadaşlarım arasında genel olarak bi L sempatizanlığı var.Çünkü Yagami akıllı olsa da L de akıllı ve biraz daha halk adamı gibi.
- spoiler -
L'in telefon tutuşuna hastayım, piskopat ya.:D
- spoiler -
   Ama ben biraz daha Yagami tarafını destekliyorum, Kira cıyım son tahlilde! :D (Kira demek Yagami demek, kendisine taktığı lakap bu). Defter sayesinde ne kadar düzeni sağlayabilirsiniz o da ayrı bi konu tabiki.Ama şimdi bu Yagami kankam bulmuş defteri olabildiğince kötü insanları öldürmeye çalışıyor, her ne kadar insanlara korku saçsa da japonyanın hero su olma yolunda ilerliyor, bazı yaptığı işleri onaylamasam da iyilerin dostu kötülerin düşmanı tadında bir insan, ben de Yagami side da yer alıyorum gibi. 
   Düşünüyorum Türkiye de birinin elinde o defterden olsa.. Alayımızı deftere yazardı; höt sen konuştun,sen kazana düştün seni bi listeye alalım ,adını yazayım tadında bişey olurdu.Hoş olmazdı yani ıı cık.


  Sonuç olarak izlenilesi hoş bir animedir,tavsiye edilir, en yakın internet sitesinden izleyiniz.


Önerilen siteler :
animefreak.com (ingilizce altyazılı izlerseniz daha iyi olur,türkçe de bazen çeviriler çok iyi olmayabiliyo)
megavideo.com (eğer video aramada doğru isim yazmazsanız sonuç gelmeyebilir, ör: Death note episode 3 şeklinde yazarsanız sonuç çıkacaktır)